Zamansız aniden sarıyor içimi ürpertici soguk bir o kadarda korkutucu bir
his boguluyorum. herşey her an her dk bin asır gibi sanki gözyaşlarım ya sel olup akıyor
yada tutulup kalıyorum öğle etrafa bakınırken ağlamak isteyip ağlamamak
bağırmak isteyip susmak. içinde fırtınalar koparken dısarıya
gülümsemek..
bir sürü insan var etrafta arkadaş denilen aslında uzaktan yakından
tanışmadığımız kişiler. sokaklarda yürüyorum yalnız ve tek basıma
etraftan gecen insanlar bi okadar uzakken bana hepsi tanıdık geliveriyor bir
anda tuhaf ama öğle işte. sonradan anlıyorum ki tanıdık olan insdanlar
değil bakışları mimikleri akıllarını karıştıran düşüncelerin
yüzlrdeki ifadeleri yani yüzlerine egreti duran o mutluluk maskesi. herkes
putlaşmış gini aynı ifadeyi tasıyorlar yüzlerinde..
ya ben bu kadar et yığınının duyguları kalıplaşmış insanların
arasında ben neydim acaba bende onlarımı benziyordum zaman denilen o soyut
kavramın etkisiyle. benimde vardı keşkelerim bedelini ödediğim hatalarım
kaç gece gözyası ile sızdım yatakta ve her sabah aynaya bakıp gene
güneşe gülümsedim. biliyorum gözyaslarım birgün yanagımdaki tebbeüsüm
olacak işte o gözyaslarımı döktürenlerin yanaklarındaki tebessümler
kanlı gözyasları olacak ve adalat yarini bulacakk birgünnnn…..
gönderen : reyhan





Sizi tebrik ediyorum o kadar guzel bi aktarim yapmısınız ki .. kendimdeki o cevpsizi tekrar gunyuzune cikardiniz .. Ben;
Yanıma aldım kendimi ve yürüdüm ince çizgisinde yolumun ortalıkta görünen herkesin adı
yabancı, herkes kendi maskesiyle dolaşır oldu yanıbaşımda, tanımaz oldum yüzleri ve
keşkelerle avunur oldum. Düşlerimde gördüğüm yüzüm benim mi düşünür oldum, onca
maske gözümün içine bakıyor sorgularcasına, ve burası hep yabancı, hep yalancı doldu,
çıkmak istiyorum artık dışarı, bırakın gideyim kendimi alıp.