Eylül 1976
FRAU VON STEIN’a
Neden sana acı çektiriyorum, sevgilim?
- Neden hep, ya sana acı çektirmek, yada kendi kendimi aldatmakla geçiyor günler. Biz birbirimizin hiçbirÅŸeyi olmayacaktık; ama herÅŸey olduk. Seninle böyle düpedüz konuÅŸuyorum, çünkü sen her bakımdan anlarsın. Åžu var ki ben, herÅŸeyi olduÄŸu gibi görüyor ve bunun için de çIÄŸrımdan çıkıyorum. İyi uyu meleÄŸim ve uyan! Seni artık görmeyeceÄŸim yalnız biliyorsun ya ben kalbimi ah , hepsi saçma, ne soylesem hepsi boÅŸ. Yıldızları nasıl seyrediyorsam bundan böyle sana da öyle bakacağım demek! Hele, bir düşün bunu…
Wolfgang von Goethe(Goethe’nin SeçilmiÅŸ Mektupları kitabından)
-
Evet beni oraya götüren yıllardır aradığım,nasıl gireceğimi,o kapıyı açacak tılsımlı sözcükleri aradığım gerçek ülkeme taşıyacak şifreyi sen buldun ve yine biliyorum ki senle gidecek.
Senin söylediÄŸin gibi herÅŸey birarada olmuyor.Seni gördüğüm her gün,her gece,her sabah gözlerime yerleÅŸen o pırıltıyı senin de taşımanı istiyordum.Ben varken çalan telefonları çalıp yanında olduÄŸumu söylemeni…
Bütün o kadınları en çok da bir zamanlar şimdi bu duyduklarımı sana yaşatan o kadını unutmanı istiyordum.
Yaşamın bana nasıl bıkkınlık verdiğini bu insanlardan,yüreklerine kazınmış tüm bu kötülüklerden,televizyonda görünce ağladığım savaşlardan,yıkımlardan,bu yoksulluktan,bu ikiyüzlü insanlardan nasıl usandığımı bunları taşıyamayacak denli zayıf olduğumu anlamanı korkarak uyandığım gecelerde anlattıklarımı geçiştirip beni sakinleştireceğine hepsinin doğru olduğunu ama yanımda olduğunu söylemeni istiyordum.
Oysa sen haklıydın,bunların hepsini yaşamıştın.Böylesine acı duyarak,böyle herşeyimin sana çarpıp zedelenmesine izin vererek yaşayamayacağımı biliyordun.Evet öğrendim.Şimdi bunca zman sonra bana ne yapmak istediğini anlayabiliyorum.Söylediklerini yapıyorum bu dünyaya geri döndüm.Artık o hala hatırladıkça beni ürperten dalgalanmaları istemiyorum,dakikalarca çalıp açılmayan telefonun sesini ya da makinedeki boğuk cümleleri ne zamandır duymuyorum,bana her gün çiçekler gönderen biri var,her gün gelen çiçekleri seviyorum dünyanın en güzel kadını olduğumu duymak hoşuma gidiyor.Evet haklıymışsın öğrenmem gereken tek şey buymuş suyun üstündeki taşlara basarak yürüyüp gitmek,içine girmemek yansıyan görüntülere bakmamak.
Öyle yapıyorum iÅŸte her ÅŸey düz bir çizgide gidiyor beklenmedik bir ÅŸey yok,ÅŸaşırtacak bir ÅŸey yok.O her gün aynı saatte arıyor.Aynı saate çiçekler geliyor armaÄŸanlar…Onun tam yanında duruyorum bu ne demek biliyormusun tam yanında durmak?
Bir kadın senin ancak arkanda durabiliyor sevgili.Kocaman görüntünün ardında bir yerde gölgenden seçilemiyor.Başkaları da var mı bunu asla bilemiyorsun,bilemedim bence vardı hep vardı ama her keresinde ince söz oyunlarıyla, yüzündeki gergin ifadeyle,gözlerinde yerleşen bıkkınlıklarla beni hep yalanladın.
Şimdi biliyorum;senin tek bir kadınla,tek bir müzik parçasıyla mutlu olamayacağını her sabah kalktığında yeni bir heyecan duymazsan mutsuzluktan öleceğini biliyorum.
Bunu sana yaÅŸatmak istedim.Gerçekten istediÄŸim tek ÅŸey buydu seni her sabah uyandığında yeniden mutlu etmek.Böylece çılgınca görüntüler eÅŸliÄŸinde ama benle yaÅŸamanı saÄŸlamak.Oysa senin deÄŸiÅŸimlerine kapılmaktan,onları izlemekten,onları yorumlamaya çalışmaktan baÅŸka bir ÅŸey yapamadımki…
Belki doğru yalan söyledim istediğim tek şeyin senle bu sonsuz maceraya girmek olduğunu,her gün yeniden tek bir bakışla,telefonun çalmasıyla,küçük bir kağıda yazılmış sözcüklerle kalp atışlarının hızlanmasını,beklenmedik bir anda tam her şey yoluna girdi derken yerin ayaklarımın altından kayıvermesini bu sonsuz sarsıntıyı istediğimi söylerken yalan söyledim.
Ama beni senden iyi kim anlayabilir?
Belki de aslında hiçbir ÅŸey istemiyordum ne istediÄŸimi ne düşündüğümü sözcükler halinde belirginleÅŸtiremiyordum bile…Birlikte saatlerce oturduÄŸumuz o ilk gün seni seviyordum ve bunca zaman hep aynı hala aynı seni seviyorum doÄŸrusu bu…
Sürekli bir duvara çarptım,sürekli sanki görünmez bir el beni uzakta tutuyordu.Yapmak istediğim hiç bir şeyi yapamadım.Senin istediğin kadın bu nasıl bir şeydi bilmiyordum,onu olmaya çalıştım,yeter ki o duvar belirmesin,o görünmez el beni yine itmesin diye senin sevimli küçük kızın,senin küçük fahişen,senin dostun evet bunları sende öğrendim.
Birinden delice sevdiÄŸin birinden ayrılmak zorunda olmak ama ayrılırken onu da içinde götürmek,içinde ondan uzaklaÅŸtığın her adımda onun içinde büyüdüğünü,içine sığmadığını duymak,kurtulmaya çalışmak,içinde tutmaya çalışmak,boÄŸulmak bütün bir dünyanın,bütün görüntülerin,anıların,çocukluk günlerinin,gelecek düşlerinin,bugünün renklerinin siliniverdiÄŸi bir anda yine de ayrılmak zorunda olmak…Bunun ne demek olduÄŸunu biliyormusun?Eminim biliyorsundur.
İşte ÅŸimdi senden ayrıldım.Sanki o ilk ayrılık anında içime sığdırmaya çalışıp baÅŸaramadığım ÅŸey ÅŸimdi sakince duruyor.Zaman zaman kalbimi sıkıştıran,karın boÅŸluÄŸundaki o bildik burkulmaya yol açan,ellerim titreten, gözlerimin dolmasını saÄŸlayan o olsa da eskisi gibi deÄŸil,duruyor.Sanki içimde katılaÅŸan bir ruh…
Bak artık ağlamıyorum.Kendimi öldüreceğimden korkuyorlardı,kendini öldürmek başka nasıl olabilir ki içindeki coşkuyu,içindeki çocukluğu, içindeki mutluluğu,içindeki her şeye rağmen kendini verişi öldürmekten başka nasıl olabilir?
Bütün bunların olmadığı bir dünyaya geri döndüm.Hepimizin söylediği gibi, hepimizin yaşadığı sürece söylenip durduğu başka şeyler söyleyip yine de onları değil bu katılaşan yüreğinizi bulduğumuz dünyaya geri döndüm.
Belki de tek isteÄŸim birlikte bir ÅŸarkı söylemekti… Benim ÅŸarkımı basit, sıradan, sevimli bir ÅŸarkı ama söylemedin…





