Aşk Hikayeleri

Kimseler anlayamaz, yokluğunun ne büyük acılara gebe olduğunu. Sensiz olan birinin, fiziksel olmasa bile ruhsal açıdan, Afrika’nın geri kalmış köşelerinde hastalıktan ve açlıktan sefalet içinde yaşayan insanlardan daha çok acınacak bir halde olduğu kimse bilemez. Seni ancak, seninle yaşayan bilir… Sende biliyorsun… Dayanılmaz bir çekicilikte olduğunu, Bir kere tanıyanın senden vazgeçemeyeceğini. Sende biliyorsun, tutkuların en büyüğüne kapılacağını. Ve biliyorsun ki, dünyada bugüne kadar keşfedilmiş ve keşfedilecek en amansız hastalıklardan daha acımasız...
Ağır adımlarla yaklaştı biraz önce ayrıldığı eşine. Başını kaldırıp gözlerine bakamadı. Kadının gözleri de yerdeydi. Her şey daha güzel olabilirdi belki, hoşçakal diyebildi ve salonu terk edip dışarıya fırladı. Gözleri dolmuştu. Nasıl da bitivermişti bir anda her şey. Aşk biter miydi? Bitmeli miydi? Masaya vurulan bir tokmağın sesiyle bitivermişti işte. On yedi yıllık birliktelik bitmişti… Oysa birbirlerini severek evlenmişlerdi. Okul yıllarına dayanıyordu sevgileri. Çılgınca bir sevgiydi bu. Her an birlikteydiler. Ders aralarında,...
Aşk da deprem gibidir: ne zaman kimi vuracagını asla bilemezsiniz. Gece yarısı aniden,dipten yükselen coşkulu bir dalga gibi kabarır içinizde. Toprak ayagınızın altından kayıyor gibi olur ve en hazırlıksız olduğunuz anda bütün şiddetiyle vurur. Sarsılır, neye ugradıgınızı şasırırsınız. Heyecan, korku, kararsızlık, cesaret, acı, öfke, hüzün, merhamet, şiddet kaplar bir anda dünyanızı. Eş dost yardıma koşsada kolay toparlanamazsınız. Bittiginde agır bir enkaz bırakır geride. Daha kötüsü,”tamamen bitti” sandıgınız sarsıntı, hafif bir şiddette artçı şoklar halinde yıllarca sürebilir. Kalbinizdeki kırık...
İnsanların verdiği hayat sevgidir. Niçin yalnız sana yazdığımı sorma, niçin yalnız sana geldiğimi… Sana gelişim işte bundan. Sen aşkı anlatıyorsun, yaşatıyorsun bana. Çünkü yaşıyorsun. O sözlerin kalbinden geldiğini kalbime vuruşundan anlıyorum ben. Sözlerin değil beni sana bağlayan, O sözlerini manasına vurgunum. Niçin mi sen? Sen benden önce vardın, varoluşun bu yüzden. Ve sen benden sonrada varsın, sana tutunmam aşka ve varlığa duyduğum özlemden! Sen benim sözlerimsin. Seni kalbime koyuşum bundan. Ve sen dostsun. Ruhuma sığınak ararken haykırmam hep...
Bir adam anlatıyor ve bir avukat dinliyor: Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim...Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmiştik. Karım, her evlilik yıl dönümümüzde ikimizin fotoğrafını çerçeveler, "Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri" derdi.. Öldüğünde, yedi tane resmimiz vardı. 97'nin bir gecesinde onu aldattım. Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık kalacağımı söylerdim. Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım. Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana...
Merhaba Sevgilim, Bu mektubu yıllar sonrasından yazıyorum sana sevgilim. Yani gelecekten... O yüzden şaşırma girişteki "Sevgilim" hitabımdan. O kadar eminim ki senin benim "hayatımın kadını" olduğuna; çekinmeden, utanmadan bunu sana rahatlıkla sarfedebiliyorum şu anda. Bunu sana yıllar önce de söyledim, içimden, halimle, tavrımla, gözlerimle söyledim. Bunca zamandır bekledim. Bekledim, çünkü bunu dile getirdiğimde karşılık bulup bulmayacağı konusunda endişelerim vardı. Hazır değildim, hazır değildik. Benim emin olmam için varlığın yeterliyken, senin emin...
Yıllardır sevdiğim, ama bir türlü onu sevdiğimi belirtemediğim bir kız vardı. Ben onun hakkında herşeyi öğrenmiştim, ama o benim hakkımda hiç bir şey bilmiyordu. Varlığımdan haberi bile yoktu. En yakın arkadaşından, gittiği cafelere, içtiği içeceklere, hatta sevdiği müziklere kadar biliyordum. Kısa süreli bir ilişkisi olmuştu, ve sonrasında anlaşamadığı gerekçesiyle ayrılmıştı. En büyük sorunu insanlarla anlaşamıyor olmasıydı. Ve bu yüzden kimse ile, uzun süreli bir ilişki yaşayamamıştı. Bir gün cafede denk geldik...
Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun., bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum. İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim. Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık...
Bugün üç yıl bitti. Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum. Allah'ım, onu ne kadar seviyorum. Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var. Bugün Cumartesi,bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin. En sevdiği yemek olan pastırmalı Kuru fasulye ile pilav yapıyorum. Pişti, demleniyor.Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim. Yemekten sonra, şöminenin karşısına uzanacağız.. Eve geldi sonunda. Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki. Aman Tanrım, yoksa? Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum,...
Uzun çok uzun yıllar önce  mutluluk ve güzellik içinde yaşayan bir  topluluk varmış. Başarılı, sevecen,dürüst insanlarmış bunlar. Bu  toplumu çekemeyen komşuları ise mutluluklarını bozmak için çeşitli planlar kurar dururlarmış.Amaçları ise kaleyi içten işgal etmekmiş. Hemen işe koyulmuşlar tabi. Kısa bir zaman sonra bu mutlu  toplulukta isyanlar ve kavgalar başlamış. Bunu fırsat bilen diğer  topluluklar ise hemen savaş açmışlar. Kendi iç savaşları yetmezmiş gibi birde, diğer toplumlarla yıllarca savaşıp iyice yılan bu insanlar göç etmeye karar vermiş. Savaştan arta kalanlar yollara düşmüşler huzuru...
Hikaye bu ya günün birinde genç kızla genç adam tesadüf eseri tanışırlar. Laf lafı açar, bakarlar ki birden birbirlerini yıllardır tanıyor gibi yakın arkadaş olmuşlar. İki yakın dost mutluluklarını, acılarını açıkçası hayatı paylaşırlar. Uzun süren arkadaşlığın ardından erkekten bir gece itiraf gelir “Ben seni senin düşündüğün gibi sadece arkadaş olarak görmüyorum.”. Kız bu sözlerle şaşkına döner, beklemediği bir anda beklemediği birinden aldığı bu tepki. Ne diyeceğini bilemez, zaten söylencekte çok söz...
                Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları yazarken gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana göre değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman hep ağladım.Yine ağlıyorum... Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen yazılı satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak babamın tayininin çıktığı bir...
Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe delikanlınınsa Piremus. Komşu olduklarından birlikte büyüdüler. Çocukça başlayan aşk ateşi, serpildikçe onlarla birlikte büyüdü. Aileleri hiç istemezdi görüşmelerini. Birbirlerine uygun olmadıkları düşünülürdü nedense? Oysa onlar ölesiye bir aşk beslemeye başladılar birbirlerine. İkisinden başka kimselerin bilmediği bir sırları vardı. İki evin arasındaki gizli çatlak. Bazı geceler gizlice bu aralıkta buluşur, birbirlerine seslerini duyurup aşklarını sözcüklere dökerlerdi. Bir gece ormandaki ağacın altında...
Bütün gün kitabı elinden bırakamadı. Saat gece 22'yi vurduğunda ufak bir yemek molası verdi ve tekrar kitabı eline aldı. Hiç can sıkıntısı duymuyor, okudukça daha okuması geliyordu. Amerika kıtasındaki, okuduğu kitapta geçen kenti, hiç gitmediği halde kafasında canlandırabilmişti. Sayfaları çevirdikçe okuması yavaşlıyordu. Kitabın sonunu daha iyi anlayabilmek içindi bu. Nihayet gece 1 civarında kitabı bitirdi. Bir türlü doyamamıştı. "Keşke biraz daha uzun olsaydı" diye geçirdi içinden. Kitabı tekrar açtı, sayfaları karıştırdı,...
İki gencin tanışması üniversite başlangıc zamanı tesaduf gece 00.00 cıvarı erkegın tanısma ıstegıyle internette başlar.konusmalar surer ve okulda gorusmeye baslarlar. cocuk başlarda buda gelip gecıcı desede yavas yavas ısınmaya başlar ve inanılmaz bır tutkuyla artık bağlanmıstır kıza. ufak tefek tartısmalar olsada 1gun bıle surmez ayrılıkları hemen mesaj atarlar ve barısırlardı mutlu bır universite zamanından sonra artık ikiside okulu bitirmiştir ve hayata atılmak zorundaydı gencler ıstanbulun cok cok uzak 2 semtınde...
Toplam 8 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »
Sayfa başına git