Resimli Şiirler

Anlar Eger,yenıden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz,sırtüstü yatardım.  Neşeli olurdum, ilkinde olmadıgım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla.  Daha çok riske girerdim.  Seyahat ederdim daha fazla.  Daha çok güneş doguşu izler,  Daha çok dağa tırmanır,daha çok nehirde yüzerdim.  Görmedigim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. Yaşamınher anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım. Yeniden başlayabilseydim eger,yalnız mutlu anlarım olurdu.  Farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten. Anlar,sadece anlar. Siz de anı...
çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse sen aklı başında kalabilirsen eğer herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır hem kendine güvenebilirsen eğer bekleyebilirsen usanmadan yalanla karşılık vermezsen yalana kendini evliya sanmadan kin tutmayabilirsen kin tutana düşlere kapılmadan düş kurabilir yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer ne kazandım diye sevinir ne yıkıldım diye yerinir ikisini de önem vermeyebilirsen eğer söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz kandırabilir diye safları dert edinmezsen ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve yeniden koyulabilirsen işe döküp ortaya varını yoğunu bir yazı turada yitirsen bile yitirdiklerini...
SEN'im Sevmek dedim. Yoluna ölmek dedi. Yol dedim. Alıp başını gitmek dedi. Gitmek dedim. Bir Ahh çekip dostlardan ayrılmak dedi. Dost dedim. Durdu bana baktı, dost diye mırıldandı. Yüreğime nasıl koysam bilemediğim dedi. Yürek dedim. Dünyaları içine sığdıramadığım dedi. Dünya dedim. Hayatın bir yüzü dedi. Yüz dedim. Ardında ne gizli bilemediğim dedi. Giz dedim. Hep çözmeye çalıştığım dedi. Çalışmak dedim. Bitmeyecek öykü dedi. Öykü dedim. Binlercesini içimde gizliyorum dedi. Gizlemek dedim. İşte, her şeyin bitimi dedi. Sevda dedim. Ellerimde bir çiçekle Peşinden koştuğum dedi. Koşmak dedim. Hayat, bir maraton dedi. Hayat dedim. Öyle kısa ki! dedi. Niçin kısa? diye sordum. Yaşanacak...
Yine eylül esti tenimde sarısı yüzümde damlayan gözümde... Bakarsın kalmaz bile sancısı  demiştim. Bir varmış bir yokmuş oluruz Bak kaldı mı sızısı? Yüreğimizi dağladı demir halka Bak bomboş özgür ellerimiz Kalmadı değil mi izi? Neresinden baksan acımasız haklılıktı Vahşi zavallılık İlkel bağlılık Kalmadı değil mi manası? En mutlusunu da seçsen anlardan Giden geri gelmeyecek Kalmadı değil mi anısı? Hüzün sarısı Veda sı şimdi eylül Yıkılmadı dağ Çatlamadı toprak Yarılmadı deniz Dünya aynı dünya... Eylül de geçer sessiz Ömür de geçiyor sensiz... Bak bitti bile Acımadı değil mi?
Sabahla akşam arasındaki Farktır gülüşün uzaklardan gelen Şimdi ve burdayız tesadüfen Ama hep istemedik mi? Neden ? Nereye koşmalı Bilmiyorum Duruşum ondadı üzülme Ellerim bağlı gözlerim geçmişte Ama bunların hepsi senin için Hala hala hala Ve burda Güce ihtiyacım var Dışarda savaş var Kendimle gurur duymak için tüm bunlar Ayağa kalktım herşeye rağmen Herşey yokmuş meğer bana rağmen sen Bulutların hikayeleri hep benim biliyorsun Şeytanlarım inatlarım pişmanlıklarım benimle Hala.. hala.. hala.. Ve burda ..!
Aşk suçüstü yakalanmıştır... Bu ayrılığın bu delilsiz cinayetin tek failiyiz biz... Sen ve ben... Suçluyuz sanık sandalyesinde.. Adlarımız mutluluk diyarından sınır dışı edilmişken Aynı cümlenin icinde özneyle yüklem olmak neye yarar ki... Artık suçumuz sabit... Cezamız müebbet... Şimdi sen başka kollarda Ben ise karanlığın koynunda yaşamaya mecburuz... Aşkı öldürmekten yargılanıp bir ömür boyu"yalnızlığa" mahkumuz... Ne sen bana ait ne de ben sana... Artık biz iki yakası hiç kavuşmayacak kör uçurumuz... Çünkü biz büyük bir aşkı öldürmekten ömür boyu mahkumuz... Tamamlanmamış söz olmuşken mutluluğun...
Sabah uyandı akşamdan kalmaydı duyguları... Açık seçik gün ışığı vardı,ne farkederdi..? Tadsız tuzsuz bir güne uyandı... Telefonla uyumak alışkanlık olmuştu,sanki birşeyi kaçırır gibi... Aranabilir,yoklanabilir gibi Olur ya belki hani ne bileyim gecenin bir yarısı özlene bilir bakarsın? Onun tarzı değil, olacak iş değil ama gelde ona anlat umut belkide? Telefonu açtı göz ucuyla baktı,bir mesaj ve bir çağrı vardı. Heycanla kimden olduklarına baktı. Dedim ya umuttu aşkın diğer adı Mesaj servis mesajıydı,aramaysa bir arkadaşındandı. Okumadı ,bakmadı bile. Neden baksın ki? Onu gece boyunca...
Uçurumlar esiginde dururum bir an. Yanik bir türkü olur dudaklarimda; eski çok eski bir gülüs gibi kalan.. Geçtigim ve belki de geçmedigim o yollardan yeni asklar gelir simdi çiglik çigliga... Elleri titrer hasretin vuslatlarin koynunda.. Bir ben böyle ne diyecegini bilmez kalirim ortalarda... Bir ben böyle bunalmis bikkin... Turuncu balkonlu evlerin pencerelerinde yine her mevsim taze çiçekler kalsin.. Bana düsen son suskunluk bana düsen son yalan (da) burada denize hiç kavusamamis nehirlerin kederi ile yasansin... Kaçinilmaz yoklugumun kiyisindan ben simdi dünyada...
AŞKIN CENAZESİ VAR... Hayata sevda ya dair herşeyi yaşıyor insan,olumlu olumsuz. Yürek yangınlarına çeşitli adlar takılıyor bazen,seni üzen derinden yaralayan, o bana yapmaz ,beni incitmez dediğin gelip can evinde talanlar ,bozgunlar yaratıyor. Ne kadar acımasız,keskin bıçak oluveriyor dili,söylediğinde akıp giden ama senin içini ezen,yüreğini beş para etmez bir duruma düşüren dili.. Anlıyorsun,dinlerken donup kalıyorsun,gözünün önünde kanlı canlı duygularına, kefen biçmelerini öylece izliyorsun. Kendimden nefret mi etmeliyim,yoksa yeni bir ben mi yaratmalıyım? Ben ki..Sevda Sokağı..Yürek Bar..sakini,artık taşınmalımıyım buralardan? Sevda sokağında yıllarımı tükettim,aşkı...
Yüreğimin duvarları arasında kefenledim düşlerimi. Artık paylaşacak bir şey kalmadığını bilmek o kadar acıttı ki beni. Belki de bu yüzden keyifsiz kelimelerim. Belki de bu yüzden ilk defa mektup yazıyorum. Sahiplen... Beni anlamak zordu, çözemedim kendimi. Çözsem, sana kalmayacaktı anlamsızlıklar. Beklediğim ne idi? bu bile yanıtsız bir soruydu sanırım... Hicran düşüyor geceye denizin karasından. Denize en çok ben kara kattım. Sense kül... Neyse, karıştırmayalım karayı külü... Kalmıyor bir şey arkamda ben giderken. Senden aldıklarım olsaydı da onları bıraksaydım sana. Kurumuş papatyalardan, kokusu hala saklı...
dilsiz bir tanrının öyküsü gibi yıldızsız bir geceye sığındım ve sevdamı işledim göğsüne gökyüzünün sonra yersiz ve yurtsuz ve uykusuz kaldım çırpınıp durdum ilk yağmurlarda ve yangınlar içinde besledim şafakları sabırla sonra sıyırıp attım üstümden korkunun kefenini ve selam gönderdim son kez bu akşamüstü sana
Sayfa başına git