Aşk bir imkansızlıktır.!

Aşk bir imkansızlıktır.!
17 Kasım 2010 tarihinde eklendi, 1.130 kez okundu.

“Çok uzaktaki bir aleve uçan kelebekler gibi,
 Bilmem sana mı uçarım, yangına mı yoksa?…”

“Kimsin sen?” diyorum susuyor!… “niçin peşimdesin, derdin ne?!” dayanamıyor, konuşmaya başlıyor; “Bağırma!, hatırlamadın mı beni, ben senin çocukluğunum… Ne çabuk unutmuşsun!” diyor, sarılıyorum. “Peki, şimdiye kadar nerdeydin…neden bugünü bekledin?”  “İşte geldim…Hem sen değimliydin ‘en çaresiz olduğum anda beni bul’ diyen.” Yanıtı önceden bilinen sorulardaki aptal arayışa sığınarak; “En çaresiz günüm bugün mü?” diye soruyorum, “Evet!” diyor. “Her şeyi biliyorum.Ben senin bir parçanım unuttun mu?!” Ve arsızca ekliyor, “Her şey Sapho ‘yu sevmekle başladı değil mi?”
 Şaşkın kalakalıyorum!…Sahilde yolunu kaybetmiş martıların uçuştuğu salaş bir balıkçı kahvesine oturuyoruz.Kendim için taze , demli, sıcak bir umut…En umarsız anımda beni bulan çocukluğum ise, kapağı açılmamış buz gibi bir nefes ısmarlıyor ve saydam çocukluğumun himayesinde , kağıda döküyorum;

 “Bir sevincim vardı Sapho kendime sakladığım. Her gece kör kuyuya düşüyor, bulamıyorum.Küçücük bir ışığa razı oluyor gözlerim, göremiyorum… Her gece düşlerimde elbiseler dikiyorum sana, giymiyorsun. Ve ben her gece çok uzaktaki bir aleve uçan kelebekler gibi sana geliyorum, duymuyorsun. Sonra gecenin bir yarısı unutulmuş aşklar balosundaki soluk resimlerin geçit töreni başlıyor. İçlerine girmek istiyorum, sen yok oluyorsun.
Bilmem ki sana ne demeli!..
                                       
 Aşk imkansızlık mı yoksa!yoksa başka bahara mı gebe vuslatım!?
Cevap vermiyorsun!…Üşümemek için yitip giden umutlarımı  boynuma dolayıp, atıyorum kendimi sokaklara. Sahte aşklar komedyasının cambaz figüranlarıyla selemlaşıyoruz . “Aşk imkansızlıktır!” diyorlar, yine sırıtarak!..Bende onlara gülümseyerek;

 “Aşk bulmasaydı beni eğer, bir yer altı nehri gibi denize ulaşamadan kaybolur giderdim.Her zaman  galiptir, talip olan aşka!”diyorum.

 Aşkla burulan kırılan ruhumun çektiği tüm acılara rağmen, inatçı bir şövalye ruhuyla aşkı savunmam belki bundan… Ve belki de bu yüzden önyargı mahkemelerine … sahte aşklar komedyasının cambaz figüranlarına inat;

 Vefasız aşklar, yitirilen ve asla unutulmayan sevgililer için her defasında tekrar kelime sarılıyor… Ve en çaresiz, yılgın anlamlarımda kendimi, berrak yaşanmış çocukluğumun, o saf, güvenilir, dost kollarına bırakıyorum… Umarsız kırgın ve rahat!… Ve hala kalbimde kuruttuğun otları tutuşturmaya…Ulaşılmaz hasretinle bir başıma, kendi küllerimle yanmaya devam ediyor… Her gün yeniden doğan bir phoneiks gibi her yeni güne büyük bir umutla, merhaba diyorum. Bilmiyorsun!
                                                        ***
Gerçek tutkular çetin sınavlardan geçmek ister, bilirim. Hem, “Her zaman galiptir, talip olan  aşka!…” diyen,  ben değil miyim!…

Sanırım işte bu yüzden hala ateşe uçan kelebekler gibi, O ‘nun ışığına uçuyorum. Ve hala zor olanı yapıyor, ikiye ayırıp göğüs kafesimi; tarihi bir cami avlusu loşluğunda duyulan tarifi imkansız bir huzurla, oturup kendi yüreğimi yiyorum.

 Ve çocukluğum sürekli soruyor bana, “Her şey Sapho ‘yu sevmakle başladı değil mi?!”
                                                                                      -Acı çeken tüm aşklara ithafen  
                                                                                                      Nail Özer
Sapho ya da “aşk bir imkansızlıktır” üzerine

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git