Ayrılık Şiirleri

Bir günden benden şikayet etttiğin ne varsa özleyeceksin Unuttuğun yalanlara benzemeyecek hep yanında götüreceksin Kalbimi kırdın tebessüm ettin birşey demedim Kalbim senindir sen kendi parçanı yok ettin Dalı kurusada ağaç yağmura nasıl küser Saatin dursa bir an zaman onu nasıl bekler Alı koymus tebessüm aşığına bir zalim Yıkılır dökülür aman kalp kırılsada sever Hazineler harabelerde olur Yaz bunu baştan Yıkılmışım dükülmüşüm Perişanım ama aşktan
Sen böyle nedensiz gidersen benden… Tutar ben de kendimden giderim… “susmak” dendiğinde hep içim kanıyor ama… İstersen susarak sana “seni seviyorum” derim… Dayanılmaz suskunluğun öyle sağır etti ki beni… Hadi sustur artık bu suskunluğu… sustur ne olur... Ne olur düşlerimde olsun ağlatma beni... Vuracaksan arkadan değil… bari önden vur… Şimdi ben de susuyorum en çığırtkan ağıtlarımı… Yokluğun batsa da… kanatsa da hep yüreğimi… Ama neye yarar… bedeli olmuyor ki bu sensizliğin… Anlıyor musun beni gülüm? anlıyorsun değil mi?,,, Ben hep tarifsiz acılarla...
Beklediğim bir ölüm; adı ayrılık Gözleri nemli, kaldırımlara söyle ağlamasın Durma git, bütün yağmurların bana kalsın Uykulara aldanma, bütün sabahları gecele Turuncu bir bela tutuyor ellerimi alelacele Beklediğim bir ölüm; adı ayrılık Git, sensiz günleri takvimler saysın, Hadi git, kokunu da al, bende kalmasın Yine esince o soğuk rüzgar, adımı hecele Zor gelmiyor kafa tutmak bu saatten sonra ecele Beklediğim bir ölüm; adı ayrılık Git... Oğuzhan Özağdaş
  Seni Sevmek ... Veya Sende TutukLu Kalmak Hangisi Arasındayım Sence Bazen Su Gibi Seviyorum Seni Bazen Suya Dokunmak Gibi Suyun DaLgaLarına Dokunuyorum O kAdar Şefaf Ki Ne Sıcaklığı oluyor Ne SoğukLuğu Suyu Seyreder Gibi Seyrediyorum SEni Saf Ve Tertemiz di Aynı SEn Gibi AvuçLarımdan Nasıl Akıyordu Biliyormusun DamLa DamLa Tane Tane Akıyordu Aynı Senin Benim yüreğime Aktığın Gibi Benim Yangın Yüreğime Su Serper Gibi Bir Dokunuştu BeLki Ama Bin AnLam Vardı Onda Her yer Sel Olsada Bir Gram Yağmur yağmasada Senin BEnim Yüreğime Gönderdiğin DamLaLar Var Çıkarmadım Hiç Birisini Her Suya Dokunuşumda Senin...
Gözlerin geçerken gözlerimden, Şehir ıslanırdı sırıl sıklam. Herkes yağmur yağdığını zannederdi, Bilmezlerdi senin için ağladığımı. Her bir damlanın gözyaşım olduğunu bilmezlerdi. Hiçbiri akıl edip de gökyüzüne bakmadı Baksalardı göreceklerdi Gökyüzünde tek bir bulut dahi olmadığını Sen de bakmadın… Oysa ben yalnız senin için ağladım. Koca şehir uyuyamıyor kaç gecedir senin yüzünden. Şimşek çakarcasına bağırıyorum adını gökyüzüne. Seni sevdiğimi var gücümle haykırıyorum tüm sessizliğe inat. İsmin yankılanıyor boş sokaklarda Gözyaşlarımla ıslanan caddeler artık nem değil hüzün kokuyor. Derdimi anlıyor sanki yıprattığım kaldırım taşları. Bir sen anlamadın neler...
Seni her an, Hayal etmediğimi mi sanıyorsun ? Tabi ki bilemiyorsun, Uzaklardasın, gelip halimi görmüyorsun. Rüyalarıma girmediğini mi sanıyorsun ? Çok yanılıyorsun, Sensiz olan rüyamı hatırlamıyorum. Seni sevmediğimi mi zannediyorsun ? Elbette bilemiyorsun, Narin ellerinle, yüreğime dokunamıyorsun.Bu kadar zorken sensizlik Seni son kez göremeden ölürsem İçine batmaz mı ? Sana olan özlemim, Yüreğine taş gibi oturmaz mı ? Yani, üzülmez misin ? Yani, gözlerin ağlamaz mı ? Öyle durabilir misin dimdik ayakta ? İpek saçlarına benim yerime dokunabilir misin ? Benim yerime, gözlerine dalabilir misin ? Kendin için ağlayabilir...
Harici terklerde zordur yaşama sarılmak. Kafa kalkmaz, göz uyanmaz, Ayak gitmez, ses duyacak kulaklara ulaşmaz. Sabredip bir kıyıya kıvrılıp ağırdan almazsan, Yok olur gidersin… Şekli manzarası budur ruhiyenin de; Etrafa hissettirmemek var tabi birde…   Poz poz resim verirsin hayatın kadrajına Gülen, gülümseyen, dalıp giden… Böyle devam eder, Rabelin Bolerosuna benzeyen monoton günler.   Bir gün İstanbul sabahı olursun, Sabahın eşsiz dinginliği gelir yanına oturur, Bir gün Galata Mevlevi hanesi, Derinden bir ney sesi… Bir gün Beşiktaş İskelesinde, Kalabalığın içinde eriyen tip tipoloji…   Ne uzaktan, ne yakından bir ses...
ASKER,bir yürek ki korkusuz,pazarlıksız vatan sevgisi dolu. ASKER,Orta Asya bozkırları,Mezopotamya,Avrasya,Anadolu. ASKER,bir kolu ilk çağı kapamış yeni çağı açmış bir kolu ASKER,yani TÜRK ASKERİ,yani dünyaya savaşmayı öğretenler... ASKER,HUN,GÖKTÜRK,UYGUR,KARAHANLI,SELÇUKLU ve OSMANLI. ASKER, kutsal vatan sevgisiyle yürek dumanlı,dağlar dumanlı. ASKER, bir ASKER ki,hem kahraman hem mağrur hem şanlı. ASKER, yani TÜRK ASKERi,ölüm var teslim olmak yok diyenler. ASKER, bir asker düşün ki düğüne gider gibi cepheye koşan.. ASKER, her yerde her zaman, iman gücüyle her engeli aşan. ASKER, aşkların yücesi ALLAH aşkına...
Gitmek cesaret ister ufaklık... Gideceğin yer neresi olursa olsun sevdiklerinle arana mesafe girince varış yerin hiç bir anlamı kalmaz. Vedalaşmakta zor iştir ufaklık oturusun geminin kıçına bakarsın sevdiklerine gitttikce ufalırlar ufalırlar kaybolur gözden. O zaman anlarsın iste vedalaşmak asıl kalana değil gidene koyar.... Yüz defa söyledim sana hüzünlü değilim Mizacım böyle..
Yaşadığım en büyük mutluluk çektiğim en büyük acısın. Bir şiir yazdım sana umarım hep hatırlarsın, En çok bu şiiri yazmak istemedim Allah'ım Şahit Kaybeden aşk,kazanan kim,kim bu aşkın ŞEHİDİ, Yalnız kaldımı insan kalbine bi ağrı saplanır. İsmimi andığın anda kafan karışıp,gözlerin doldumu, Seni sordular ardından o gitti gelmez dedim. Çalmadıkça telefonler kalbimi sıktım dur dedim Sus kalbim bitti herşey herkese yalan söyle , Kendine sakın söyleme,seviyorsun yinede, Sen yoktun seni düşündüm,ellerim telefona gitti. Numaranı bile silmişim bilsen nasıl sinirki, Sinir değil adı...
Şarıl şarıl yağıyor yağmur, Gökyüzü bir çığlık atıyor, Sessizliği yırtar gibi. Bense yağmurun altında bekliyorum, İliklerime dek ıslanmama rağmen, Bekliyorum, Nedenini bilmeksizin bekliyorum. Bir yağmur damlası Gömleğimi sıyırıyor sırtımdan, Soğuk bir terle birleşiyor, Üşüyor, ürperiyorum, Bekliyorum. Sonra ağlamaya başlıyorum, Yağmurlar gibi, seller gibi, Ancak yağmur öylesine yağıyor ki, Gözyaşlarımı bile fark edemiyorum. Ve gökyüzü bir çığlık daha atıyor, Boğazlıyorlarmış gibi. Kokuyor, ürperiyorum, Bekliyorum. Gözyaşlarım yağmur oluyor sonra, İçime yağmaya başlıyor, Ruhumun derinlerine. Kendimi kaybediyorum bir an, Tokat gibi yüzüme çarpıyor yağmur, Neden sonra kendime geliyorum, Şaşırıyor, ürperiyorum, Bekliyorum. Ve ansızın gidiyorum, Ama kalbimi orada bırakarak. Yorgun ve kederli, Gidiyorum. Yağmurlar kesiliyor, Gök sükûta...
Yalnızlığımın lunaparkında; zor ayrılık raydan çıkarır içimdeki bayram sevinçli küçük treni… ve bir başıma kalırım küçük loş istasyonda…  Trendeki kadın cama ben özleme yakın dururum.   Yaşlıdır gözleri nisan bereketli kadının. Göğü yıkar kepenk olur göz kapakları. Kitler içine beni çilingir olsam çıkamam. Ne mümkün? Kadınım çok şey söyler yüreğim tutulur dilim. Sevdiğim ne zor ayrılık bilir misin? Zor ayrılık ayrılık zor gelir bana  
Yasaklar içinde dengesiz İki ayrı inanç gibiyiz Zamanla unutulan Sıcağı seven bir kedi ya da kedi sıcaklığı Gerçekleri cehennemin kapı komşusu Diş batımı açıklık Çevreleyen bu yoğunluk Bol gelsin "biz"e (Biz) Kimseye minnettar değiliz Çünkü bizler benciliz Ve belki sen adaya gideceksin -o ki adalardan bir ada Okyanuslar içinde okyanus- Bir gazetecinin hayatına gireceksin Bense köye döneceğim İncinmiş bir kadını teselli edeceğim Neye niyet neye kısmet! Onlarca kez denedikten sonra bile En ufak bir duygu hissetmeyecek kadar boş ve anlamsız. Korku! Getir onu!
Bilmeliydim bir sabah çekip gidecegini bilmeliydim Ve sen daha kirmadan bu aşkin kalemini Ben herşeye eyvallah deyip Cekip gitmeliydim bu şehirden Ben yakilacak adamim bu şehirde Sana böyle yandigim için Ben asilacak adamin bu şehirde Seni böyle sevdigim için Oysa neleri ögretti hayat bana Sirtimdan vurulmayi Gülerken aglamayi Aç susuz yasamayi Daha neleri ögretti hayat bana Bir sana yalvarmayi ögrenemedim Birde seni unutmayi Ben yakilacak adamim bu şehirde Sana böyle yandigim için Ben asilacak adamin bu şehirde Seni böyle sevdigim için Sen sahte mutluluklarin süslü prensesi Sen sosyetik barlarin şimarik...
Ben hayatımda çok yer verdim küçük sevdalara Özlemeyi öğrendim, sevmeyi, değer vermeyi. Gelmesede yolunu gözlediğim, sabretmeyi öğrendim. Şiirlerimde gizledim sevdiğimi, ben büyüttüm içimdeki gerçeği, Güzelliği değildi beni büyüleyen, gözümdeki değeriydi bu aşkı büyüten. Ama yorgun yürek neredeyse tükenecek, Karşılıksız sevgim bu ömrü bitirecek. Ezberimde hala gözlerini kaçırdığın o bakışların Unutabilmem için o gözleri bu yazdığım, son haykırışım. Geceden çıkıyorum yola geceden gelmiştim sana Umutlarım yıldız gibi parlaktı yollarında Bastığım yıldız kaydı, ben hüsrana uğradım. Ezberledim gülüşünü resmine bakmama gerek yok artık, Olmasanda düşlerimde,...
Sayfa başına git