Aşk Yazıları – Aşk Sözleri

Ayrılık Şiirleri

Ne seni sevdigimden eminim Ne vazgecebilecegimden Gözlerine baktığımda benimsin Kimbilir yüregin kimlere ait Nefes alışımda içime dolacak kadar yakın Mesafelere sığmayacak kadar uzaksın. Elimi uzatırsam dokunacak kadar yanıbaşımda Belki de sadece hayallerimsin Sana duyduğum, ya büyük bir sevgi Yada sigara gibi bir alışkanlıklarım Sen benim gizli duygularım içime akıttığım gözyaslarımsın...  
Bu güneş bir gün öyle batacakki İnan sensiz bir daha doğmayacak Gidişin bana öyle zor olacak ki Gör bende ne kıyametler kopacak   Yıktığın umutların yerlerinde Cehennem ateşleri yakılacak Dayanmak zor olacak hasretine Gör bende ne kıyametler kopacak.   Yıldızlar yitecek gecelerimde Gözlerin yıldız yıldız bakmayacak Hele o son umutta tükendiğinde Gör bende ne kıyametler kopacak..
  siyah beyaz tuşlarında piyanomun seni çalıyorum şimdi çaldıkça çoğalıyorsun odada sen arttıkça ben kayboluyorum seni doğuruyorum geceye adını koyuyorum aya bakarak her şey sen oluyor her yer sen ben ölüyorum sesini duyuyorum rüyalarımda gözlerimi kamaştırıyor ışığın rüzgar sen gibi dokunuyor bana ben doğuyorum duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç dokunmuyorsun bana sen gibi bir şimşek çakıyor tam kalbime düşüyor yıldırımı ben gidiyorum  
Gidiyormusun diye sorma bana, Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim bende, Senin kadar endişeli. Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, Ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla, Bir tek sözün bağlardı beni sana, Oysa sen hep susmanın koynunda. Aşkın içine bir kez girdimi kuşku, Teslim...
  İçimde bir sonbahar savrulan umutlarım dallarından yaprak yaprak dökülüyor içimde sapsarı bir sevda kendi seçmediği bir kadere boyun eğiyor..   Bu yorgun argın inen güz akşamında beni hüzünlendiren Eylül değil yollarımızın ayrılması bir yerde şimdi gönlümde yorgun bir hazan ihanetlere kapısını aralıyor ve kalemimin ucunda bir sevda intihar ediyor..   Sözlerin beni terkettiği bu saatlerde ateş böcekleri sönerken bir bir gözlerimde yakamozların...
  Sevdam canımı bu kadar yakmamaLıydı Ya da bu kadar yandıkça SevmemeLiydim ..   Şimdi sen yoksunları, sensiz naparımları, seni özlüyorumları cümlelerimden çıkardım. Bunları zaten birçok kez söylediğim için ezberlettim artık .. Bilmek Yetmiyor ! Anlaman gerek beni ..! Söylenenler basit geliyor,dinlemek anlamsızlaşıyor,hatta sıkıcı buluyorsun sevgimi...
Sen benim hiçbir şeyimsin Yazdıklarımdan çok daha az Hiç kimse misin bilmem ki nesin Lüzumundan fazla beyaz Sen benim hiçbir şeyimsin Varlığın yokluğun anlaşılmaz     Galiba eski liman üzerindesin Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak Dudaklarınla cama çizdiğin En fazla sonbahar otellerinde Üniversiteli bir kız uykusu bulmak Yalnızlığı öldüresiye çirkin Sabaha karşı öldüresiye korkak Kulağı çabucak telefon zillerinde     Sen benim hiçbir şeyimsin Hiçbir sevişmek yaşamışlığım Henüz boş bir...
  Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: -Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana... Ve artık biliyorum: Toprağın Yüzü güneşli bir ana...
  ..... Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız İşin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık. Küsmesi,barışması,ayılması,bayılması Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması...
bir yola cıktım gidiyorum yanlış zamanda dönüyorum   ellerimde hüzün kokan çiçekler var valizimde yaşanmamış tüm duygular   sana bir not yazmıştım gitmeden önce bu bir veda değil ruhum hep seninle   sana bıraktım sevdaları sana bıraktım rüyaları   sana bıraktım yıldızları sana bıraktım rüzgarları   bu yolun sonu olmaz elbet her limanda beni bekleyen hasret ...!
Ah benim yüreği yaralım...Sevdası yarım sevdiğim...// Suskun bakışlarını gönderme bana...Taşıyamıyorum...// (daha&helliip;)
Hayatta ve ölümde ayrildik Ayrildi iki beden Gönüllerimiz ayrildi Seslerimiz ayrildi birbirinden Ellerimiz ayrildi Kokularimiz Ayni yatakta uyanmalarimiz Gülüslerimiz Gözyaslarimiz Düslerimiz ayrildi birbirinden Ruhun içindeki gece Kapladi her seyi birden
Sustum! ............. yüzünle konuşuyorum şimdi! bir beyaz hayal seriliyor çimenlerime; papatyalara benziyor...(dönüyor sonra sarışın bir kuş sürüsüne..) gözlerinde dokunuyorum güzelliğine.. seni özlüyorum anlamıyorsun tutup öldürüyorum birini (sevgim kanıyor..) gömüyorum sineme... sustum!.. ............ ellerini tutuyorum şimdi! başak dolu bir ova nazlanıyor gözümde.. göçüyor harman yerlerine..(rüzgara direnen yaba gibi) bir inip bir çıkıyorsun gene de, sen duymuyorsun samanların arınıyor tenimde tanelerinde acıkıyorum... parmaklarını yiyorum kimse görmüyor benimdir onlar, vermem geriye... sustum!.. ............ saçlarını kokluyorum...
Garip bir sıkıntı çörekleniyormuş içine.. Nefesin daralıyormuş.. Ağlamak geliyormuş içinden.. Bir yanın < Hadi ağla > derken.. Diğer yanın < Sakın ! > diyormuş kızarcasına.. Bir sigara yakılıyormuş pencere önünde.. Gecenin siyahına bakılıyormuş.. Yüreğinin daha siyah olduğu fark ediliyormuş sonra.. Ellerin titriyormuş sigaranın külünü pencere parmaklıklarından dışarıya savururken.. Sözde duman gözüne kaçıyormuş da bir-iki damla yaş süzülüyormuş.. Kendine yalan söylemeleri...
Sebebini bilmiyorum.. öylesine bir şey işte, içimi sıkan sanki özlediğimin hiç gelmeyeceğini öğrenmek gibi sanki çok sevdiğimin beni terk edip gitmesi gibi sanki koşmak ister de peşinden, ayaklarımın zincirlendiğini hisseder gibi ağlamak isteyip de bir damla gözyaşını bile bulamaz gibi bir yumruk boğazımda nefes alamamak, boğulduğumu hissetmek gibi.. Tuhafım bugün.. Uyanmak istemiyorum açmamak gözlerimi yeni doğan güne sanki yok bugünden beklediğim, hatta...