Aşk Yazıları – Aşk Sözleri

Aşk Şiirleri

Bir çocuğun kahkahalarında öğrendim Hayata karşı gülümsemeyi Çocukken gülmenin hayat olduğunu bilsem Büyür müydüm hiç. Bir çocuğun gözüyle baktım dünyaya Bu kadar güzel olduğunu bilsem Büyür müydüm hiç. Bir çocuğun yüreğiyle öğrendim Sevmeyi, sevilmeyi Anlatılamaz olduğunu bilsem Büyür müydüm hiç. Bir çocuğun ağlamasıyla öğrendim Ağlamanın can yakıp acıtmadığını Sadece çocukken can yakmadığını bilsem Büyür müydüm hiç. Bir çocuğun masumluğuyla öğrendim İnsanlığı, insanları ve saflığı Bilseydim, büyüdüğüm zaman insanlıktan çıkmış...
gelip oturuyor düşlerime bir yazla turnalar bütün düşündüklerim geliyor aklıma bu akşam hüznü zehirliyor artık beni kar yağıyor, kocaman bir kan lekesi olarak seni sevdiğimden söz ediyorum herkese kırlangıçlar gidiyor bir ırmak devrilip gidiyor o çocuk yüzlerce fotoğraftan çıkıp gidiyor sessizce bakıyorum, orada bir begonya soluyor ve halkım diyorum, solgun geçmişim benim söylüyorum, iki cihanda mutsuzum, insanım tenhalaşıyorum bir yılan...
sevgilim bir çocuktu boynu upuzun sevgilim bir ırmaktı sessiz akar ve ağlardı eski postane önü kışla caddesi bir kadının uzayan boynunu arıyorum ansızın kesiliyor dudaklarım… bir taş kendiliğinden düşüyor duvardan radyolar parçalanıyor, savrulup gidiyor gençliğim evleri yeniden yapıyorum, bütün nehirleri yeniden birtakım dağ yolları siliniyor birtakım haritalardan idam sehpasına uzanmış bir boynu özlüyorum küskün bir sevgiliydin, nerdesin okyanuslara yaslanamaz oldu kıyılarım giderken...
     Gelişinin, bir gidişi olduğunu bile bile seviyorum seni… Bir başka güne uyandım bugün…Penceremin perdesini araladım usulca…İçimi sardı yokluğun… Gözlerime doldu sana dair izler…Açtım pencereyi hızla…Ve saçlarımı savuran rüzgara anlattım seni…İçimi kasıp kavuran sessizliğe rağmen, senli cümleleri boğazıma dizdim birer birer…Ve yine yuttum sensizliği… ‘Gelecek’ dedim ‘gelecek’… O an seni, sensizliği ve yine seni...
Geceye ısmarladım seni, Rüyalarımda bana getirecek o güzel kokunu. Sonu baştan belliydi Masal bu ya Biz kazanmıştık masaldaki Mutluluk oyununu Ay'a ısmarladım seni, Ama korktu, Sunamadı bana o güzelliğini, Sonradan söyledi, Kıskanırmış seni. Aya dedimki Hiç kıskanma beni Benim sevgim çok büyük bilesin Herkese yeter inan ki.. Şennur Topçu
  öyle yıkma kendini     öyle mahsun, öyle garip...     nerede olursan ol     içerde, dışarda, derste, sırada,     yürü üstüne üstüne     tükür yüzüne celladın     fırsatçının, fesatçının, hayının...     dayan kitap ile dayan iş ile     tırnak ile, diş ile     umut ile, sevda ile, düş ile     dayan rüsva etme beni!
Merak etme beni, bilirim sevdiğim evhamlısındır. Sallanan tahta sandalyemin üzerinde saçı sakalına karışmış bir yalnızlığın içinde seyr-ü sefadayım, sanırsın yüzümde griye çalan pamuk tarlası var. Pencereye kuşlar pisliyor, kovmaya da kıyamıyorum kerataları. Bir de şey oldu.… Şey… Kızma ama ektiğin çiçekler soldu. Vallahi benim suçum yok, geçen kış zemheride dondu hepsi. Yenilerini de ekmedim, üvey evlat sevmezsin bilirim… Evlat demişken… Üzülme ama bizim...
  o'nun ilk aşkı olmayabilirsin, son aşkı da hatta herhangi bir taneside unutma tıpkı senin gibi, o da mükemmel değil... ama şayet o, seni olup olmadık yerlerde güldürebiliyorsa, seni iki kez düşündürebiliyorsa onu seninle tutmaya çalış ve ona verbileceğin herşeyi ver seni günün her anında düşünmüyor olabilir; ama sana kırabileceğini bildiği bir parçasını verecektir; "kalbini"... yaralama onu değiştirmeye çalışma, çözümlemeye kalkma, ve verebileceğinden fazlasını bekleme... seni mutlu ettiğinde...
Atam, hala yaşıyorsak: Edepsizlik sayesinde! Altı oku soruyorsan, Politika dehlizinde!     Hele partin senden sonra, Devrimlerin tavizinde! Vasfedeyim halimizi, Kalemime ver izin de!     Yobazlarla gericiler, Onlar bizden daha zinde! ’Atam, Atam..’ derler ama, Bir adınız var sizin de..     Halkçılıkla devletçilik: Anlatamam, çok hazin de.. Çoktanberi sahteciler, Ağır çeker her vezinde! Tek umut var, o da yalnız, Amerikan dövizinde!     Sorma Ata’m, halimizi, Hal mi kaldı anlatacak.. İşte geldik dizindeyiz! Yata yata çok yorulduk, Tatil...
bu şiirde iki göz var biri senin; biri onun Senin o karanlık, küf kokulu matem gözlerini terkediyorum biliyorum; saçlarının sarısı gözlerinin yeşiline karışmış biliyorum; sana benzemek için melikeler birbiriyle yarışmış fosforlu ve derin bakışlarına çağlar boyu nice destanlar yazılmış oysa ben görülmedik bir lale yaprağına gökleri kıskandıran bir destan yazıyorum gözlerin değişip kaplasın karanlığı bütün ufukları sarsın gözlerin gene de hep bende kalsın gözlerin l kapama...
Seni yalnızlığından tanıdım Kirpikleri kırık çocuk Çiğneyip durduğun dudaklarından. Gözlerin küllenmiş yangın yeriydi Bir eylül göğünün bulut kümeleri Donuk bakışlarında; Hüznün nasıl da benziyordu Benim ilkgençliğime Ellerinden tanıdım seni Yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden. Bir uzak boşloğa yağmur yağıyordu -Anılardan anılara ince çizikler…- Yüzün bir türkü sonrasının Kederli dalgınlığında; Güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum Ağıt gibi bir alay dudak uçlarında Gücenik duruşundan tanıdım seni. Seni kendimden tanıdım...
Gözlerin geçerken gözlerimden, Şehir ıslanırdı sırıl sıklam. Herkes yağmur yağdığını zannederdi, Bilmezlerdi senin için ağladığımı. Her bir damlanın gözyaşım olduğunu bilmezlerdi. Hiçbiri akıl edip de gökyüzüne bakmadı Baksalardı göreceklerdi Gökyüzünde tek bir bulut dahi olmadığını Sen de bakmadın… Oysa ben yalnız senin için ağladım. Koca şehir uyuyamıyor kaç gecedir senin yüzünden. Şimşek çakarcasına bağırıyorum adını gökyüzüne. Seni sevdiğimi var gücümle haykırıyorum tüm...
Bazen hayal kırıklıkların hancer gibi saplanır yüreğine SUSARSIN.. bazen herşey...... için artık cok gectir SUSARSIN.. bazen hiç kimseye hiç biryere ait olmadığını anlarsın SUSARSIN.. bazen yitip giden geçmişine lanet ederek SUSARSIN.. bazende gerçekten konuşmaya gücün kalmaz, kelimelerin tükenir SUSARSIN.. işte ozaman susmanında konuşmak kadar ihtiyac olduğunu anlarsın...!
Kalbimde gül, yüzümde gonca yetiştiren yâr, Yüreğin aşina bakıyor, gözlerin ağyar… Bugün, yokluğunun uçurumunu çiziyorum suretime, Hece hece sensizliğe düşüyorum. Bakışlarımdan okunuyor gidişinin salâsı, Kefensiz gitmelere gömülüyorum. Nedir bu sevgimizin payına düşen inkâr? Yüreğin hüzün çığırıyor, gözlerin ikrar… Bugün, bir şeyler var boğazıma düğümlenen, Her düğüme bir ah sürüyorum. Dalgalanıyor zaman, zihnimin en köhne yerinde, Bir anıdan bir anıya sürülüyorum. Olmaz mı...
sen esirliğim ve hürriyetimsin,  çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, sen memleketimsin.       Sen ela gözlerinde yeşil hareler, sen büyük, güzel ve muzaffer ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin...       Bir gün uzaklara gitme hevesi gelirse içine Uzaklarda arama, aradığın yanı başında… Belki gerçekten kilometreler var aramızda Belki de ülkeler, kıtalar, dağlar… Ama bir gün mesafeler olsa da Kader bağlayınca, Hayat adlı yolculuğun bir...