Ayrılık Yazıları

Son GÜNLERDE; bir surat bir surat ki GELİNDE, çayımı bile yarım dolduruyor BEY. Allah'tan KULAKLARIM ağır işitiyor da, duymuyorum ne söylediğini…! Ama yinede HİSSEDİYORUM..! Beni, bu evde galiba istemiyor artık. Hey gidi günler heeey…! OĞLUNU bilirsin, vur kafasına al lokmayı. İki ara bir derede ne yapsın…? ANA bu, atsa atılmaz; satsa satılmaz.Bana artık gizli gizli sarılıyor bey...! Dün akşam, UYURKEN öptü beni biliyor musun? Nasıl ağırıma gitti nasıl…! Artık AKİDE...
İstersen gel bir beş dakika ölümü düşünelim… Ama senin ölümünü nasıl mı? Şöyle: Düşün ki hiç hesapta olmayan, hep ertelediğin, ölüm; sana genç yaşta geldi… Eve haber saldılar; çocuğunuz hakkın rahmetine kavuştu… Aldılar seni sana özel tek kişilik odaya ağırladılar… Morgdasın… Buz gibi bir mekân… Birazdan sevdiklerin başına üşüşüp ağlayacaklar… Beyaz kefenin başucu en yakının tarafından açılıyor… Seni gören fenalık geçiriyor… Sana can veremiyorlar… Sen morgda bir kişilik yeri işgal ederken boyuna göre küçük yatağın (kabrin) çoktan hazırlanmış… O geceyi tüyleri diken...
Bu ne sevdasız bir gece! Sessizlik, kimsesizlik, umutsuzluk, çaresizlik ve sonuna ne kadar –lik eki koyulabilecek kelime varsa etrafımı sarıyor. Oysa akşama geçerken bir duble rakı koymuştum masaya, radyoda keyifli seslenmekteydi Müzeyyen Abla. Beyaz peynir, çerez, biraz haydari de dost olacaktı yanıma. Yetmedi! Saat ilerledi, keyif yerini hüzne bıraktı. Rakıdan mı, geceden mi, Müzeyyen Abla’nın namelerinden mi yoksa? Bilemedim! Kanun taksim geçti, ardından klarnete bıraktı yerini, onlar ağladı, ben ağladım. Bu...
Sen gelmeden önce diye başlayan binlerce cümle geçiyor aklımdan… Sen gelmeden önce ben daha bir bendim.Ama mutsuz, ama geçmişin izleri içimde, utanarak, ama yalnız, ama bendim… Sen gelmeden kurallarım, yasaklarım vardı. En güçlüsüydüm hayatımın. Bir monitöre saatlerce boş boş bakamazdım mesela. Şarkılarım vardı sensiz söylediğim, sesim sadece benimdi. Daha bir umutluydum ya da daha bir boştu herşey. Çözemedim, çözmekte istemiyorum korkuyorum galiba… Sonra sen geldin, ne oldum, neyim oldun çözemedim. Ben çözmeye...
İnsan bu hayatta neleri dener ? Kavuşma Anı Aslında pek çok şeyi deneriz ama bazıları hep farklıdır misal bir elbiseyi deneriz acaba oldu mu yoksa olmadı mı diye, yazılarımızı deneriz acaba anlamlı oldu mu yoksa olmadı mı diye daha pek çok şeyi deneriz, ama insanların en garip deneme şekli veya denediği şey sevgileri veya karşılarında ki kişidir herhalde. İnsanlar bazen sevgilerini sınarlar acaba ne kadar dayanıklı, ne kadar çok seviyor veya nereye kadar gidebilir...
Terk etmelerin güzeldi senin, çünkü sen her ter ettiğinde ben elinden oyuncağı alınmış bir çocuğa dönüşürdüm. Ve sen her geri geldiğinde ben o deli dolu mutluluğu bir kez daha yaşamış olurdum. Ta ki son gidişinden sonra tekrar geri gelmediğin de anladım gerçekten terk etmenin ne demek olduğunu. Yavaş yavaş yaşamak istiyorum seni demiştin ellerin ellerim de iken. Pek huzurluydum sen gözlerimin içine bakıp böyle cümleler kuruyorken, ama nerden bilecektim öyle değil mi...
Sen 'Bitti' Dedin Ben 'Bitmez'! Bitmedi de...! İnanamadım Söylediklerine...Hani Yapamazdın Bensiz Ayrılığın Rüzgarı Esse Üşürtitrerdin! Şimdi İse 'Aşkı Benle Yaşamak Varken Bensizliği Tercih Ettin'...Sustum Biliyordum;Konuşsam Yalvarıcaktım Ayaklarına Kapanıcaktım...Küçük Düşüceğimi Düşündüğüm İçin DeğilNe Olursa Olsun Gitmeyi Kafana Koyduğun İçin Sustum...! Madem Öyle Herşey Gönlünce Olsun Dedim Ve Susturdum Sevdamı Geceye Sakladım...Canımı Acıttı Sözlerin Kalbim Acıdı da Sustum...'Daha Fazla Çirkinleştirmeyelim' DedinBizde Herşey Güzeldi Diyemedim...Kafana Koymuştun Gitmeyi'Kal' Diyemedim! 'Sadece İçimdesin Artık Dışımda Değil!' Dedin...
  Seni ilk gördüğüm an başka kim varsa silinip gitti hayatımdan. Tatlı anılar bir yana, bana acı vermiş kim varsa,hangi olay varsa , o an zihnimden silinip gitmişti Yepyeni, tertemiz bir başlangıçtı bu. Yaşamın iki yüzlülüğünü, yalancılığını, ihanetlerini, kalleşliklerini soyunup karşına en saf, en yalın benliğimle çıkmıştım. Sana ait olanı yaşamak istiyordum. Aşksa aşk,sevinçse sevinç, hüzünse hüzün, acıysa acı.     Senden gelen ve gelecek hiçbir şey korkutmuyordu beni. Sen yanımda olduktan sonra her şeye dayanabileceğimi...
  Dün gece ,,, Hiç olmadığım kadar ihtiyacım vardı sana !!! Ağlıyordum hıçkırarak ... yanımda oLduğunu biLmek iyi gelecekti bana , emindim . Her canım yandığında , birine ihtiyaç duyduğumda yalnız olmayı seçen ben , bu defa istemedim ... Telefonu elime aldım . CeSaRetim yoktu araMaya kısa bir mesajdı ... ! ... Sana İhtiyacım Var ... ! Sonra ... ağlarken uyumuşumm ! Ve sen ,,, cevap yazmaya bile tenezzül etmemişsin . Benim canım yanıyordu , ve sen hala kendi düşüncelerinde boğuluyordun ! Oysa...
Yaşamıyoruz. Resimlerimiz, fotoğraflarımız kadar yaşamıyoruz. Mendilimiz, gömleğimiz, potinlerimiz kadar yaşamıyoruz. Bir sigara kâğıdını şu masaya koy, üstüne bir taş bırak, kapıları kapa ve git! Üç yüz sene sonra gel, yerinde bulursun. Belki sararmış, belki buruşmuş, fakat yine o. Bir sigara kâğıdı kadar yaşayamıyoruz.Kefenimizden evvel çürüyoruz. (daha&helliip;)
Hani en son geldiğimde senden çok şey götüren, sende çok derin yaralar bırakan, ama o yüce olgunluğumdan sana aşılayan ben geldim. Kovma beni! Bana sahip çık, gerçi hoş ne yaparsan yap ben yine de senin ruhuna bürüneceğim, (daha&helliip;)
'' sevmiyorum'' dedin. neden sevmediğini söylemedin bana. eksik şeyler aradım kafamda. (daha&helliip;)
yürüyorum yolda, acelem var biraz... ayak kaslarım sıkışıp gevşeme moduna çoktan girmiş durumda. derken fark ediyorum sol ayakkabımın içine minnacık bir taş parçası girmiş. (daha&helliip;)
İlk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun? Kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin.Seni istiyordum,biliyordun... Bakışların duygulu,anlayışlıydı,özlemliydi zaman zaman. Bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim. Seni dinliyordum,bakışlarını dinliyordum. (daha&helliip;)
Bir nedenin, bir açıklaman yoktur çünkü. Sığınabilecek hiçbir limanın kalmamıştır o aşkta. Hayatın süreksizliği gelir aklına ve hiçbir şeyin sonsuza dek yanında kalmayışı, sen bir gün önceki sen değilsindir artık. O aşk dolu, tutkulu adam gitmiş gözlerindeki ışıltı sönmüştür. Kalbinin acısı anlam veremediğin, isim koyamadığın bir vazgeçmişliğe dönüşmüştür. O kadar vazgeçmişsindir ki o büyük aşkın o kutsal acısını bile hissedemezsin. Diğerlerinden farklıdır her zaman, başka ayrılıklar gibi bir dostunun omzunda ağlamazsın. Neden diye...
Sayfa başına git