"aşk" ile Etiketlenen Konular

Hayatta herkesin bir ruh ikizi var mıdır? Herkes en azından bir kez âşık olabilir mi? Hepimizin karşısına “İşte bu doğru insan” dediği biri çıkar mı? ‘Ruh ikizim’ dediğimiz kişi âşık olduğumuz kişi mi, delicesine âşık olduğumuz kişi, doğru insan mı? Bilmiyorum! Bildiğim tek şey, “İşte budur” diyeceğimiz insanı bulmak için yapmayacağımız çok az şey var. Özellikle metropollerde yaşayan, iş hayatının içinde kaybolup kendine bile ayıracak vakti olmayan ve milyonlarca kişinin içinde yalnız olanlarımız… Milyonlarca kişi arasında yalnız olma...
Cümleye başlayamamak… Binlerce kelime var ama konu sen olunca o kelimeler uçup gidiyor sanki seni tarif edecek sana yazacak kelime bulamıyorum seçemiyorum aralarından. Sana yazarken her şey eksik kalıyor sanki az geliyor yazıp yazıp siliyorum. O kadar çok seviyorum ki seni anlatmak istediklerimi içimdeki seni anlatamayacak kadar çok seviyorum seni. Senle her şey o kadar güzel ki. Tatlı tatlı konuşmalarımız, gülüşlerimiz, bakışların, kavgalarımız. Acısı bile bal. Şu saatte işim gücüm yok...
Saç renkleri mevsimsel olarak değişiklik göstermektedir. Mevsime göre saç renkleri değiştirmek çok mantıklı ve akıllıca bir tercih olacaktır. İlkbahar ve yaz günleri için daha canlı ve daha açık tonlar kullanmak doğaya daha uyumlu olacaktır. İlkbahar-yaz 2017 saç rengi trendleri çeşitli yeniliklerle kapımızı çalacaktır. 2017 ilkbahar-yaz saç rengi modası çeşitli yaklaşımları bizlere sunarak daha iyi hedeflemektedir. Saç renklerinizde çeşitli geçişler yaparak daha iyi saç renklerini kendinizde bulabilirsiniz. 2017 ilkbahar-yaz...
Ayak parmaklarınızın kişiliğiniz hakkında birçok şey anlattığını biliyor musunuz? Ayak parmaklarınızın karakteriniz hakkında verdiği ipuçlarına çok şaşıracaksınız! İşte ayak parmaklarına göre karakter analiziniz... a) DENGELİ VE SOSYAL  Eğer parmaklarınızın boyu sağdan sola doğru kısalıyorsa çok dengeli bir insansınız demektir. Kendinizi başkalarına ifade etmeyi seviyorsunuz, oldukça arkadaş canlı bir insansınız. Bir duvarla bile konuşma kabiliyetine sahipsiniz ve yeni insanlarla tanışmayı seviyorsunuz. Bu kadar dışa dönük olmak zaman zaman sizi sıkıntıya soksa da, yine de çok sayıda...
Tuhaf bir gece; Bazen beklemek, bazen sabretmek düşüyor bize. Artık küçücük bir ışık çok uzak geliyor. Yine susmak yenilmek anlamına gelmiyor artık. Hergün mutlu olsaydım, beklide mutluluğun anlamı kalmazdı. Yine bana kızacaksın ne diyorsun, ne saçmalıyorsun oğlum diye. Ben yine susacağım ve sen yine BİTTİ diyeceksin. Ama yine beni seveceksin bazen özleyecek bazen de nefret edeceksin. Ama bilmeyeceksin, anlamayacaksın sensizliğin beni kahrettiğini, içimi acıttığını…… Mutsuzluk değil aslında bu, umutsuzlukta değil. Bazen gülümserim...
Kimseler anlayamaz, yokluğunun ne büyük acılara gebe olduğunu. Sensiz olan birinin, fiziksel olmasa bile ruhsal açıdan, Afrika’nın geri kalmış köşelerinde hastalıktan ve açlıktan sefalet içinde yaşayan insanlardan daha çok acınacak bir halde olduğu kimse bilemez. Seni ancak, seninle yaşayan bilir… Sende biliyorsun… Dayanılmaz bir çekicilikte olduğunu, Bir kere tanıyanın senden vazgeçemeyeceğini. Sende biliyorsun, tutkuların en büyüğüne kapılacağını. Ve biliyorsun ki, dünyada bugüne kadar keşfedilmiş ve keşfedilecek en amansız hastalıklardan daha acımasız...
Ağır adımlarla yaklaştı biraz önce ayrıldığı eşine. Başını kaldırıp gözlerine bakamadı. Kadının gözleri de yerdeydi. Her şey daha güzel olabilirdi belki, hoşçakal diyebildi ve salonu terk edip dışarıya fırladı. Gözleri dolmuştu. Nasıl da bitivermişti bir anda her şey. Aşk biter miydi? Bitmeli miydi? Masaya vurulan bir tokmağın sesiyle bitivermişti işte. On yedi yıllık birliktelik bitmişti… Oysa birbirlerini severek evlenmişlerdi. Okul yıllarına dayanıyordu sevgileri. Çılgınca bir sevgiydi bu. Her an birlikteydiler. Ders aralarında,...
Aşk doktoru yazar Mehmet Coşkundeniz, İzmir’de katıldığı bir söyleşide evliliğin "5 s" kuralını açıkladı. Coşkundeniz, uzun süreli ve mutlu bir evliliğin sevgi, saygı, sadakat, sabır ve evliliğin olmazsa olmazı seks olduğunu söyledi. İzmir’de Konak Belediyesi Melahat Yılmayan Öğrenme Evi kursiyerleriyle bir araya gelen yazar Mehmet Coşkundeniz aşk ve birliktelikler üzerine kadınlarla gerçekleştirdiği söyleşide uzun soluklu mutlu bir evliliğin püf noktalarını açıkladı. Halk arasında “Kötü giden evlilikleri çocuk kurtarır” sözünün çok yanlış olduğunu...
İnsanların verdiği hayat sevgidir. Niçin yalnız sana yazdığımı sorma, niçin yalnız sana geldiğimi… Sana gelişim işte bundan. Sen aşkı anlatıyorsun, yaşatıyorsun bana. Çünkü yaşıyorsun. O sözlerin kalbinden geldiğini kalbime vuruşundan anlıyorum ben. Sözlerin değil beni sana bağlayan, O sözlerini manasına vurgunum. Niçin mi sen? Sen benden önce vardın, varoluşun bu yüzden. Ve sen benden sonrada varsın, sana tutunmam aşka ve varlığa duyduğum özlemden! Sen benim sözlerimsin. Seni kalbime koyuşum bundan. Ve sen dostsun. Ruhuma sığınak ararken haykırmam hep...
Evlilik, inanmadigim halde içerisinde 17 seneyi bitirdigim bir kurum benim için.. 17 senede (abartmiyorum) 40 çift arkadasimin son verdigi kurum ayni zamanda da... Evliligimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor. Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar? Erkegin muhakkak kadindan yasça büyük olmasi, egitim seviyesinin erkegin lehine yada en azindan esit olmasi bunlarin sadece ikisi... Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmali ki, kadina "hot" dediginde oturmali kadin... Yada yumusatiyorlar; efendim kadin erkekten önce çöktügü...
İşte Evlilik hakkında 8 ilginç gerçek  Neden beyaz gelinlik? Aslında gelinlikler biz aksini düşünsek de her zaman beyaz değillerdi. Tarihte geleneksel olarak kırmızı, mavi, pembe ve hatta siyah renkli, altın ve gümüş dikişli modeller kullanılmış. Mesela, Eski Roma’da gelinliklerin rengi sarıymış. Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması Birleşik Krallık ve İrlanda kraliçesi olan Kraliçe Victoria’nın 21 yaşında Prens Albert ile beyaz gelinlikler içinde evlenmesiyle başlamış. Öperek uyandırmak Bu ilginç gerçek özellikle erkeklerin ilgisini çekeceğe benziyor....
Ben aşk’ın ilk heyecanını sevginin kalıcılığını güvenin değerini kalp ritimlerinin önemini sahiplenmenin güzelliğini ellerinin içindeki ellerimin terlemesini karşılıklı çay içmenin sanki dünyanın en güzel yerinde en güzel anı yaşıyormuş gibi hissettirmesini bir isimin yüzümde oluşturduğu gülümse gitsin diye gökyüzüne baktığımda daha fazla gülmeme neden olmasını basite indirgenen küçük masum duyguların bütün bedenimi ruhumu etkilediğini seninle öğrendim.. Sadece seninle. Yağmuru sadece seviyordum taa ki saçlarından damlayan o yağmur damlalarını gördüğümde elimi...
Bir gülüşün yetecek inan, şu üzgün hallerim yok mu gülüşün geldikçe aklıma geçecek gibi. Ellerim ile saklayamadığım zamanlar dert olur o gülüşünü başkası görüyor diye. Bana olmayan o gülüşün çökertecek içimi. Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor. Şu ellerim ellerinde güzel bırak öyle kalsınlar. Kaç kere yazdım seni kim bilir kaç satır harcadım şu gülüşüne.. Uykuya niyetlenip kafamı yastığa koyduğumda, sen geliyorsun zihnimin tam ortasına. Sana bakıyorum, sen de bana. Pencereden de öyle bir ışık...
Öyle utangaç tebessümle durma karşımda. Ellerini de görebileceğim yere koy. Yanlış anlama bu bir tutuklama değil. Gözlerime mühürlüyorum seni sadece o kadar… Dediğim gibi çok da gülme. Çünkü öpesim geliyor gülüşünden. Ne yumuşaktır kim bilir tenin. Ve ellerin… Ellerinde bin bir renk var biliyorum. Ellerini öpüşüm bundan. Hani bir bebeğin avuç içlerini öper gibi. Kokusunu içine çekerek öpmek gibisi yok. Böyle şeylerin verdiği huzur anlatılamaz. Sımsıkı da sarılamam sana. Kırılırsın,...
Tuhaf bir gece; Bazen beklemek, bazen sabretmek düşüyor bize. Artık küçücük bir ışık çok uzak geliyor. Yine susmak yenilmek anlamına gelmiyor artık. Hergün mutlu olsaydım, beklide mutluluğun anlamı kalmazdı. Yine bana kızacaksın ne diyorsun, ne saçmalıyorsun oğlum diye. Ben yine susacağım ve sen yine BİTTİ diyeceksin. Ama yine beni seveceksin bazen özleyecek bazen de nefret edeceksin. Ama bilmeyeceksin, anlamayacaksın sensizliğin beni kahrettiğini, içimi acıttığını…… Mutsuzluk değil aslında bu, umutsuzlukta değil. Bazen gülümserim...
Sayfa başına git